Beslenme
Beslenme alışkanlıkları;
Beslenme fizyolojik işlevine bağlı olan beslenme içgüdüsü, tüm hayvan türlerinin yaşamasını sağları. Bütün diğer davranışlar gibi bu da çok karmaşık belirleyici mekanizmalara dayanır. Bu mekanizmaları ve bunların enerji bilançosunun düzenlenmesindeki rolünü incelemek için genellikle insanlardaki nörobiyolojik temellerin hayvanlardakine benzer olduğu kabul edilerek, hayvanlar üzerinde yapılan deneylerden yola çıkılır. Bununla birlikte, insanda sosyal, kültürel, eğitimsel ve psikolojik faktörler de nörobiyolojik temellere eklenir e esas mekanizmaları etkiler. Bu mekanizmalar da çeşitli nörolojik ağlar aracılığıyla birbirini etkiler.
Açlık tokluk sistemi besin alma aralıklarının temel dayağındır. Besin almaya yol açan işaret, hücrelerin hemen kullanabileceği glikozun kandaki düzeyidir. Besin alma ihtiyacı kandaki glikoz oranının değişmesiyle bağıntılıdır. İçten gelen bu işaret, yiyeceğin yarattığı olumlu dış uyarılarla (görünüş, koku vb.). birleşerek etki gösterir. İç ve dış uyarıların ortak etkisinin sonucu yemek yemektir. Hiçbir şey tüketilmediği zaman (insanda geceleri) hücrelerin enerji kaynağı olan yağ yedeklerinin harekete geçirilmesi de bir başka işarettir.
Tokluk, yemeyi durdurur ve böylelikle yenilecek miktarı belirlemiş olur. Besinlerin mide – bağırsak üzerindeki etkisi ve bununla birlikte refleks olarak ensülin salgılanması günlük besin alımını dizginleyici bir rol oynar.
Yemek yemenin sağladığı Rahatlık duygusu, besinlerin bağırsakça emilmeye başlamasından önce ortaya çıktığına göre, daha önce alınmış bir cevabın sonucu olmak gerekir.
Yenecek miktar, yiyeceğin sağladığı zevke, yani lezzete bağlı olarak bir çeşit şartlı refleksle belirlenir. Lezzet her yiyeceğe göre değişir ve yenen yemeğin besleyici niteliklerine ve sağladığı enerji yoğunluğuna bağlıdır. Beslenme aralıkları, zaman içinde sinirsel, metabolizma olaylarını etkileriyle ilişkilidir.
Devamını oku
Estetik Cerrahi
Estetik Cerrahinin Olanakları;
Estetik cerrahide son yıllarda hızlanan ilerleme birçok faktöre dayanır, ama aynı zamanda anestezinin kalitesi gibi teknik ilerlemelere ve antibiyotiklerle antienflamatuvarlar sayesinde ameliyat sonrasının arızasız geçmesine bağlıdır. Cerrahi tekniklerin güvenirliği, çok çeşitli doku nakillerinin, yağların emilmesi gibi uygulamaların, yüz ve boyun yaşlanmasının cerrahi tedavisinde yeni yaklaşımların gerçekleşmesini sağlamıştır.
Bu uygulamalarda kullanılan aşılama teknikleri ve protezler önce silikonla başlamış, sonra çeşitli maddelerle (poliüretan), flüorlu propilen etilen, mercan) sürmüş ve insan vücudunu yeniden biçimlendirmek amacıyla memelerde (meme protezleri ve yüzde dudaklara flüorlu propilen etilen veya kafa-yüz iskeletine mercan eklenmesi) yepyeni onarım imkanları yalıtılmıştır.
Dokulardaki aşırı yağ yükünün ince bir kanül kullanılarak emilmesi (liposüksiyon) değişik imkanlara sahip çok etkili bir tekniktir. Bu yöntemle çok basit bir müdahale ve pratikte hemen hemen görünmez bir nedbe pahasına insan vücudu adeta yeniden yapılandırılabilir. Zamanla gözden düşmüş, hatta büsbütün terk edilmiş olan yağlı doku nakilleri bu teknik sayesinde yeniden revaç bulmuştur. Filling (doldurma) veya özkaynaklı yağ dokusu şırıngası bunun en yeni örneğidir.
Yaşlanma, yalnız deride görülen bir olgu değildir, yağ dokuları, kaslar ve bağlantıları, hatta kemikler de yaşlanmadan nasibini alır. Birkaç yıl öncesine kadar, yüzdeki ve boyundaki yaşlanmanın cerrahi tedavisinde kaslarda meydana gelen gevşekliği (sarkma) ve kırışıklıkları veya gerdirme zorunluluğu hiç dokunmadan yağlar, kaslar, kas kılıfları, hatta kemikler üzerinde çalışmak gerektiği bilinmektedir.
Görünür ameliyat izleri elde edilen sonucun niteliğini bozar. Bir nedbenin nasıl bir gelişme göstereceği biyolojik olarak belirlenemez. Halen cerrahlar bir yandan nedbeleri küçültmeye öte yandan elden geldiğince görünmez hale getirmeye çalışmaktadır.
Bugün nedbenin hemen hemen görünmez hale gelmesinde birçok faktör rol oynar. Dikişin başarılı oluşuna ve fibrin yapıştırıcı kullanımına, ameliyat sonrası uygulanan baskı tedavisi de eklenirse vakaların büyük bir kısmında iyi nitelikte nedbe yaratma olanağı vardır.
Devamını oku
Yanık Tedavisi
Plastik Deri Cerrahisi;
Yanıklar yaygın ve derin olduğu zaman hastaların, plastik cerrahlarla reanimasyon uzmanlarının işbirliği içinde çalıştığı özel merkezlerde tedavi edilmesi gerekir.
Bir yanığın yaygınlığı, yanıkların vücut yüzeyi içindeki oranıyla ölçülür. Çeşitli tablolar bu değerlendirmeyi kolaylaştırır, bunların en basiti Wallaca 9 lar kuralıdır . genellikle erişkinlerde toplam vücut yüzeyinin yüzde 15 i çocuklardaysa yüzde 10 u yanmışsa, yanık vakası ağır olarak kabul edilir. Yanığın derinliğinin değerlendirilmesiyse yapılan soruşturmaya, klinik görüntüye ve evrime, yanığa neden olan kazanın koşullarına, yanığın oluş mekanizmasına ve yanığa neen olan maddenin etki süresine bakılarak yapılır.
Yanıklar üç derece olara sınıflandırırılar. Birinci derece, bir güneş yanığını andıran, ağrılı ve yağın kızartıdır. İkinci derece, dayanılması güç, çok şiddetli bir ağrı yapan ve üzeri kabarcıklarla kaplı pembe bir deri görünümüdür. Eğer nedbeleşme yanığı takip eden 21 gün içinde kendığınden gerçekleşmezse, yanık yerine deri nakli yapmak zorunluluğu doğar. Üçüncü derecede, deri ve alttaki tüm dokular yanmış durumdadır. tıkanmış olan damarlar kan dolaşımını sağlayamaz ve hasta ağrı duymaz.
Ağır, yani yaygın ve derin yanık vakalarında (2. veya 3. derece) hastanın uzman bir merkeze nakli gerektir. Renaimasyon uzmanı, kalp-damar şoku oluşmasını ve enfeksiyon risklerini önlemek üzere önlemler alır. Cerrah harap olmuş dokuları keser, temizler ve derhal deri nakli yapar. Hastanın kendisinden alınan ederi hiç şüphesiz en iyi hal çaresidir. Bununla birlikte, çok büyük yanıklarda, yani nakil yapılabilecek sağlam deri kalmamış hastalarda dondurulmuş insan derisi veya domuz derisi nakillerine başvurmak gerekir. Yaklaşık 10 gün içinde mutlaka atılan bu ekleme deriler, hiç değilse bir süre nedbeleşmeyi kolaylaştıracak bir örtü görevi yapar. Büyük yanıklar için yapay veya sentetik derilerin (silikon ve kollagen bileşimi) veya doğal derilerin (yani hücre kültürüyle elde edilen deriler) üretilmesine ümit bağlanmaktadır.
Deri urları çok çeşitlidir. Bazıları iyicildir, sadece estetik bir rahatsızlık verir (seboreli siğil), ama bu urlar bazen yozlaşabilir (renkli benler); diğer bir kısmı da kötücüldür. Bu takdirde kötücüllk ya lokaldir, yani daha uzağa sıçramamıştır (bazoselüler epitelyumyoma); veya yaşam için risk yaratacak metastzlar yapabilecek gibidir. (spinoselüler epitelyumyoma ve melanom). Bu durumda müdahaleyi yapacak plastik cerrahın görevi iki yönlüdür. Hem yayılmasını ve bazen ölümcül şekilde nüksetmesini önlemek için urun tamamını çıkarmak zorundadır, hem de aynı yapıdaki deri parçalarıyla yarayı onararak, ameliyat nedbesini elden geldiğince küçülmeye çalışması gerekecektir.
Devamını oku
Varis Tedavisi
Varis nedir?
Kalbe kirli kanı taşıyan damarlara toplar damar denir ve bu toplar damarlar kapakçıklara sahiptir bu kapakçıkların bozulması ile bu toplar damarlar büzülür ve genişler bu durumda vücutta gözle görülen varisler oluşur.
Kadınlarda varis görülme ihtimali erkeklere oranla 4 kat fazla olup varisler insan vücudunda şişkinlik, kramp, ağrı oluşmasına sebep olur.
Varis Çeşitleri;
Varisleri anatomik olarak 3′e ayırmak mümkün bunlar;
- Büyük ve iri olan yeşilimsi renkteki varisler
- Morumsu renkteki varisler
- Kırmızı ip şeklindeki varisler
Lazerle Varis Tedavisi;
Son yıllarda teknolojinin de gelişmesi ile varis tedavileri artık ameliyatsız ve bıçaksız kansız bir şekilde lazer tedavisi ile yapılmakta ve oldukça iyi sonuçlar elde edilmektedir. Bu ameliyat için hasta uyutulmaz sadece gerekli bölge uyuşturularak hastaya tedavi uygulanmaya başlar ve tedavi sonrası hasta yürüyerek evine gidebilmektedir. Özellikle kadınları çok rahatsız eden bacaklardaki kesik yada izler bu ameliyat sayesinde olmamakta yani hasta vücudunda hiçbir iz yada kötü bir görüntü taşımamakta tamamen sağlıklı ve izsiz bir ameliyat ile tedavi olabilmektedir.
Devamını oku
İshal ve Beslenme
İSHAL VE BESLENME
Dışkının sulu, şekilsiz ve dışkılamanın da normalden daha sık olmasıdır. Kendi başına bir hastalık değil, bir çok hastalığın belirtisidir.
İshallerin çeşitli nedenleri vardır. En önemlileri şunlardır:
1. Bağırsak enfeksiyonları
2. Sindirim, emilim ve metabolizma bozukluğu hastalıkları
3. İlaç ve besin zehirlenmeleri
4. Kronik beslenme yetersizlikleri
5. Aşırı derece lifli besinlerin yenmesi
Devamını oku
Kürtaj Videoları
Kürtaj ile ilgili bir video. Kürtaj ve kürtajın nasıl yapıldıgını bu videoyu seyrederek görebilirsiniz.
Devamını oku
Günlük Su İhtiyacı
GÜNLÜK SU İHTİYACI ve KAYNAKLARI
Günde ortalama 2500 cc su kaybı olduğuna göre su dengesinin korunması için vücuda bu miktarda su alınması gerekir. Bu da 8-10 bardak su demektir. Diğer bir deyişle, enerji harcanmasına göre, her kcal için yetişkinlerin, ortalama 1cc, bebeklerin ise 1.5 cc kadar su alması gerekir. Fazla protein ve tuz alınması, kusma, ishal, terleme, ateşli hastalıklar, sıcak çevrede çalışmak gibi durumlar su ihtiyacını artırır. Su ihtiyacı, su, sulu içecekler, besinler ve metabolizma sonucu oluşan suyla karşılanır. İçtiğimiz su, temiz ve mikroorganizmalardan arınmış olmalıdır. Bebeklere kaynatılıp soğutulmuş su verilmelidir. İçilecek suyun temiz olduğun şüphe ediliyorsa mutlaka 15 – 20 dakika kaynatılmalı yada klorlanarak kullanılmalıdır. Şehir suları klorlanarak kullanılabilir hale getirilmektedir. Ancak şehirden uzak kırsal bölgelerde kullanılacak su, kireç kaymağı ile evlerde klorlanabilir. Bunun için 2.5 yemek kaşığı kireç kaymağı bir litre suda eritilip iyice dinlendirilir. Üstteki klorlu berrak sıvı kısmı alınıp koyu renk bir şişeye konur. Ağzı sıkıca kapatılan bu sıvı 10 gün kullanılabilir. Kullanılacak suyun 1 litresine bu sıvıdan 5- 10 damla damlatılıp yarım saat bekletilince su kullanılabilir hale gelir.
Devamını oku
Karbonhidrat Kaynakları
KARBONHİDRATLARIN KAYNAKLARI
Karbonhidratların asıl kaynağı bitkisel besinlerdir. Şeker, reçel, bal, gazlı içecekler, kola, gazoz, hazır meyve suları, rafine besinler, kekler, bisküviler, konserve yiyecekler vb. vücutta hızla emilip kana karışan ve kan şekerini hızlı bir şekilde yükselten karbonhidrat kaynaklarıdır.
Tahıllar, kuru baklagiller, meyve, sebze, ekmek, makarna, börek, patates gibi besinler ise kana çok daha geç karışarak kan şekerini daha yavaş yükselten karbonhidrat kaynaklarıdır.
Şeker………………………………99
Bal, pekmez……………………….75
Tahıllar…………………………….73
Kuru baklagiller…….……………..55
Patates……………….…………….19
Devamını oku
Kalsiyum ve Fosforun Yetersizlik Belirtileri
KALSİYUM ve FOSFORUN YETERSİZLİK BELİRTİLERİ
Kandaki kalsiyum seviyesinin düşmesini ve yükselmesi vücut çalışması açısından tehlikelidir. Düşmesi halinde sinir ve kas çalışmasındaki bozukluğa bağlı olarak kasılmalar, yükselmesi durumunda ise kalp ve solunum yetersizliği meydana gelmektedir. Yeterince kalsiyum alınmadığında kan kalsiyum seviyesi düşer. Bu durumda paratroit hormon devreye girerek kemiklerden kalsiyumun kana geri çekilmesini sağlar. Böylece kan kalsiyum seviyesi sabit tutulmuş olur.
Paratroid hormonun salgılanmasında bir sorun yaşandığında, kandaki kalsiyum seviyesi uzun süre yüksek kalırsa, kalsiyum yumuşak dokularda spazmlar, yani kasılmalar meydana gelir. Kalsiyum yetersizliği en fazla gebe ve emzikli kadınlarda görülmektedir. Bebeğin, iskelet gelişimi için anne kanından ve kemiklerinden kalsiyum çekilir. Anne yeterince kalsiyum ve D vitamini almıyorsa, kemik yumuşaması ve diş çürükleri ortaya çıkmaktadır. D vitaminin ve kalsiyumun yetersiz alınması çocıklarda raşitizm, yaşlılarda osreoporozis olarak karşımıza çıkar. Kolay kemik kırılmaları olur.
Devamını oku
G Noktası
G Noktası Nedir?
G noktası, Ernst Gräfenberg tarafından bulunmuş ve ortaya atıldığında büyük merak uyandırmıştır. Bulan kişinin adına atfen isminin ilk harfi olan G ile anılır olmuştur. ‘G spot’ olarak da geçen bu nokta, kadınlar da orgazmı doruğa çıkartacak en önemli yer olarak iddaa edilmektedir. Kadın orgazmı konusunda sadece klitorisin değil, G noktasının da çok önemli bir yer tuttuğu iddaalar arasındadır. G noktası hala birçok tartışmaya konu olmaktadır.
G Noktası Nerededir
G noktası vajina ön duvarının 3-4 cm. kadar içerisinde ve tavan diyebileceğimiz üst kısımdadır. İşaret ve orta parmağınızı yerleştirdiğinizde parmaklarınızın 1/3′ü kadar mesafededir. G noktasının büyüklüğü 1-2 cm. civarındadır. G noktasının yerini daha iyi anlamak için resimleri incelemeniz daha faydalı olacaktır.
G Noktası Nasıl Uyarılır
G noktasını uyarabilmek için en iyi yol; G noktası olarak belitilen bölgeye yapılacak bir masaj uygulamasıdır diye kabul edilir. G noktasının uyarılması için kadının ilişkiye hazır olması ve cinsel arzu hissetmesi gerekmektedir. Her kadında aynı hissi vermeyen G noktası bazı kadınlarda çok hassas olmakla birlikte bazı kadınlarda cok kalındır ve buda orgazmın süresini çok daha kısaltabilir yada uzatabilir.
G Noktası Resimleri


Devamını oku