Safra Kesesi

Safra Kesesi

Vücudumuzda birçok önemli eleman bulunur. Bunlardan birisi olan safra kesesi karaciğerden salgılanan safranın toplandığı, karacigerin alt kısmında bulunan, şekil itibariyle torbaya benzeyen organdır. Bu kesenin görevi ise safrayı depolayıp, yoğunlaştırmak, ve gerekli periyodlarda oniki parmak bağırsağına safra salgılamaktır. Safranın vücuttaki en önemli işlevlerinden birincisi, yağları çok sayıda küçük parçacıklara ayırmak, ikinci işlevi, yağ sindiriminin son ürünleri ile yağda çözünen vitaminlerin yani A, D, E, K vitaminlerinin vücutta emilimine yardımcı olmaktır… Diğer bir önemli işlevi ise, kanda önemli yıkım ürünlerinin atılmasında görev almaktır. Safradan aşırı miktarda tuz ve su kaybı safraya aşırı çökelme ve yoğunlaşmaya bağlı safra taşları oluşabilir. Safra kesesi, safra taşları veya başka nedenlerle tıkanırsa safra ince bağırsağa dökülmez ve safra pigmenti karaciğer veya safra kesesi tarafından tekrar emilerek kan dolaşımına karışır. Böylikle “sarılık” adı verilen hastalığa neden olur. Sonuçta; Deri ve göz akı sarı bir renk alır.

Devamını oku

Myastenia Gravis

Myastenia Gravis

Myastenia Gravis aslına bakacak olursak bir tür kas hastalığıdır. Myastenia Gravis hastalığı vücuttaki kasların kolaylıkla yorulup kendini tüketmesine neden olan kronik bir türdür. Örnek vermek gerekirse; myastenik hastası iseniz, yemek yeme esnasına çene kaslarınızın çok çabul yorulduğunu ve yediğiniz yiyecekleri çiğneyemediğinizi fark edersiniz. Biraz çenenizi dinlendirirseniz o bölgede bulunan kaslar tekrar güç kazanır ve yemek yemeye kaldığınız yerden devam edebilirsiniz. Kullanınca gücü azalan ve dinlenince eski gücüne kavuşan kasların bu zayıflığı Myastenia hastalığı için olağandır. Belirtilerin çok daha kötüleştiği alevlenme dönemleri veya da çok azaldığı hafifleme dönemleri görülebilir. Bu hastalığın genelde etki gösterdiği ilk bölge gözü ve göz kapağını hareket ettiren kaslardır. İşte bu yüzden ilk dikkati çeken belirti göz kapağının düşmesi ya da bulanık ve çift görme durumudur. Eğer bu hastalık solunum sağlayan kasları tutacak olursa solunum güçlüğü görülebilir. Ayrıca bu hastalık her seferinde dış etmenlerden dolayı meydana gelmez. Bazen kalıtsal olarakda kişiye geçer. Yani ailenizde bu hastalıpa mensup birisi varsa sizde görülebilme ihtimali daha yüksektir. Dikkatli olmakta fayda var.

Devamını oku

Gırtlak Kanseri Belirtileri

Gırtlak Kanseri Nedir, Nedeni nelerdir

Gırtlak kanseri sebebi tam olarak bilinmeyen bir hastalıktır. Bu kanser türünü sebebinin sigara ve alkol tüketimiyle doğrudan ilgili olduğu tespit edilmiştir. Sigara içme yaşının iyice düşmesiyle kadınlarda ve erkeklerde geçmiş yıllarda 50 yaş üzerinde görülen hastalık hedefine daha alt yaş gruplarını da almış durumda. Gırtlak kanserinin teşhisi için en belirgin belirtiler ses kısıklığı, yutma ve yutkunma zorluğu ve boyunda meydana gelen şişmelerdir. Eğer erken teşhis durumu sözkonusu olursa bu kanserin tedavisi diğerlerinden çok daha başarılı olur. Gırtlak kanseri çeşitli durumlara göre toplamda 3 şekilde tedavi edilebilir. Bunlar;

1- Cerrahi Operasyon; Tümör ameliyat ile alınır.

2- Radyoterapi; Kanser hücreleri ve kanserli hücrelerin radyasyon ışınları kullanılarak yok edilmesi.

3- Kemoterapi; Kanserli hücrelerin ilaç tedavisi yöntemiyle yok edilmesi.

En az diğer kanserler kadar tehlikeli olan bu kanser türünün tedavisi sırasında boyundan bir delik açılır ve nefes alımı oradan yapılır. Dikkatli olup bu hastalığa hiç yakalanmamak kişinin yararına olur.

Devamını oku

Apandist

Apandist nedir, Belirtileri nelerdir
“Apandist” kelimesini halk arasında sıkça duyarız. Bu kelimenin ününü bilmeyeneniz yoktur.

Bu hastalığını ne diye sorarsak, İnsanın boşaltım sistemindeki kör barsağın ucu iltihaplanarak kapanmasıdır. Bu hastalığın görülme yaşı genelde 20/30 arasıdır ve 60 yaş üstü insanklarda pek görülme olanağıda yoktur. Hastalığın oluşturan etmenler insanın katı dışkılama parçalarının bağırsakta kalmasıdır, 2. sırada ise dengesiz ve alkollü beslenme yer alır, 3. sırada bakteriler ve içerde oluşan kurtlanma neden olabilir.

Hastalık ilk olarak cinsel bölge ile miğde arası oluşan yani miğdenin alt tarafında oluşan sancılı ağrılar ve sancılı büyük abdestler olabilir. Bu durumun tersine ishal de görülebilir. Ateş çok sık olmasa kişinin gücünü kıracaka şekilde çıkabilir. Ateş, kabız, ishal apandist’in durumuna göre değişebilir. Herşeyden önce doktor’un yapacağı anüs tedavisi ve emar filmlerini incelemesinde büyük fayda var. Kötü ve rahatsız edici bir hastalık.

Devamını oku

Yüksek Tansiyon

Yüksek Tansiyon nedir: Tansiyon kalbimizin kan pompalarken kullandığı basınca denir Yüksek Tansiyon ise yani tıp dili ile hiper tansiyon vücudumuzda ölçülen büyük tansiyon yada küçük tansiyon değerlerinden birinin yüksek çıkması durumunda kişide yüksek tansiyon vardır denir. Kalbimiz kan pompalamak için belli bir değerde basınca ihtiyacı vardır kalbin kasılmasıyla oluşan basınca büyük tansiyon gevşerken kullandığı basınca da küçük tansiyon denir bu değerlerden biri normal seviyesinin üstüne çıkarsa kişide yüksek tansiyon belirtisi oluşur.

Yüksek tansiyon belirtileri arasında burun kanaması, bayılmalar, kulak çınlamaları sayılabilir tabi saydığımız bu hastalıklar sadece yüksek tansiyon tanısında ortaya çıkan durumlar değildir bu durumların çok daha farklı nedenleri de olabilir. Yüksek tansiyon ayrıca bazı böbrek, kalp damar hastalıkları,felçler ve görme kayıplarına sebep olabilir bunlarda yüksek tansiyon olduğunda insanlarda meydana gelecek hastalıklardır.

Yüksek tansiyona en çok tuz tüketiminin fazla olduğu yerlerde rastlanılır yapılan araştırmalar hep bunu göstermekte hatta halk dilinde de tansiyonum düstü tuzlu bir ayran içiyim denir hep bu durumda tuzun tansiyon yükseltmekte önemli bir faktör olduğunu gösterir. Eğer yüksek tansiyon hastalığına yakalanmak istemiyorsak mutlaka tuz tüketimimize dikkat etmeliyiz.

Devamını oku

Gastrit

Gastrit;

Gastritler, mide mukozasının yerel ve yaygın, akut veya kronik iltihaplarıdır. Akut Gastritler çoğu zaman zehirlenme kökenlidir, (alkol kullanımı, mideye zarar veren ilaçlar), önemli bir strese de bağlı olabilir (koma, cerrahi müdahale). Daha nadir olarak bir enfeksiyon veya alerjiden ileri gelebilir. Buna karşılık kronik gastrit çoğu zaman sessizdir, mide mukozasının atrofisine doğru ilerleyebilir. En sık rastlanan şekli mide tabanında (mide düodenum sınırı) görülür. Midenin dip (fundus) tarafında yerleşen gastrit, immünolojik kökenlidir. Buradaki bir atrofi B12 vitamininin emilmesi için gerekli iç etmenin mide asitlerinin ve pepsinin salgılanmasını durdurur.

Mide kanserlerinin yüzde 90’ı mide mukozasından kaynaklanır. Eskisi kadar çok rastlanmasa da mide kanserleri bugün hala, sindirim kanalı kanserlerinin yüzde 20’sini oluşturur. Kronik atrofik gastrit, odenomsu tümörlü nadir mide polipleri veya endoskopiyle izlendiğinde kanserleşmesi erken devrede ortaya çıkarılabilen mide ülserleri bu çeşit kanserlere yol açan başlıca etkenler arasında sayılabilir. Çoğu zaman, bir mide kanserinin varlığı, karın ağrıları, iştahsızlık, zayıflama veya yaygın bir kansızlığın görülmesiyle anlaşılır. Yapılan mide endoskopisi, pürtüklü, düzensiz, hassas ve kanamalı bir lezyon gösterir. Uygulanan bipopsi ve laboratuar analizleri, lezyonun kötücül yanını ortaya çıkarır. Bugün için tedavi yolu ameliyattır. Midenin bir bölümü veya tamamı çıkarılır, daha sonra aşamalı olarak kemoterapi uygulanır.

Devamını oku

Pankreas

Pankreas ;

Çift yapılı ve çift işlevli bir organ olan pankreas, iç ve dış salgı bezi olarak tanımlanır.

Bazı hücreler adacıklar halinde (langerhans adacıkları) bütün bezin içinde öbeklenmiştir. Bunlar salgıladıkları hormonlarla (ensülün, glükagon) pankreasın iç salgı işlevini yüklenir. Ensülünün salgılanmaması veya etkisiz bir ensülin salgılaması, genellikle doğuştan gelen ensüline bağımlı diyabetlere neden olur. Pankreasın diğer bazı hücreleriyse lopçuklar halinde öbeklenir ve proteinlerin, lipitlerin ve glüsitlerin sindirimi için gerekli enzimleri salgılamak görevini üstlenir. Pankreas kanallarına akıtalan pankreas dış salgısı günde 1 ila 4 litreye ulaşır.

Pankreasın dış salgı yapısını ilgilendiren hastalıklar, pankreas sıvısının boşaltım kanallarından taşarak bezin kendi kendini sindirmesinden, ödeme ve nekroza yol açmasından ileri gelir (akut pankreatit). Bu hastalıkların nedeni alkol, travma veya bir metabolizma bozukluğudur (hiperlipemi, hiperkalsemi). Teşhis ve tedavi genellikle yavaş ve zordur.

Kronik pankreatit, dış salgı parankimasının bir daha düzelmeyecek şekilde tahribidir. Bu dokunun yerine, pankreas kanallarının şeklini bozan, bunları daraltan veya genişleten, içerli kireçlenmiş protein taşlarıyla dolu sklerozlu bir doku geçer. Çok içki içilen ülkelerde bunun başlıca nedeni alkoldür. Kronik pankreatit, ağrılı akut pankreatit nöbetleriyle ilerler. Daha sonra, en çok yağların emilmesinde bozukluğa neden olan bir dış salgı yetmezliği ve diyabetten sorumlu bir iç salgı yetmezliğiyle daha da karmaşık hale gelir. Tedavisi, alkolü kesmek, ağrı nöbetlerini dindirmek ve yemeklerde pankreas özütleri almakla yapılır.

Pankras kanseri çoğunlukla dış salgı yapılarından kaynaklanır. Kanserin neden olduğu ölümlerin yaklaşık yüzde 4’nün kaynağı olan pankreas kanserleri, çoğu zaman karın ağrıları, zayıflama veya karaciğer metastazı için yapılan araştırmalar sırasında geç kalınmış olarak ortaya çıkarılır.

Devamını oku

Safra Kesesi

Safra Kesesi ve Safra Taşları;

Karaciğer hücrelerinin salgıladığı safra, safra yollarıyla akaçlanır. Safranın çoğu esas safra yoluyla (birleşik karaciğer kanalı ve koledok) depolanmak ve koyulaşmak üzere kendiliğinden safra kesesine dolar. Bu safra sindirim sırasında sistik kanal aracılığıyla Oddi büzgenkası hizasında düodenuma açılan koledok kanalına akar. Safra asitleri (sodyum tarurokolat ve glikokolat) yağları sübyeleştirir ve pankreas lipazının etkisini kolaylaştırır. Safranın serbestçe akması için verilen emir sinirsel veya sıvısaldır.

Safra taşları, genellikle kese içinde oluşan, ama ana safra yollarıyla karaciğer içine de göç edebilen taşlardır. Yaşlılık, şişmanlık, aşırı kalorili rejim ve bazı ilaçlar (kolesterol düşürücüler, östrojenler) taşların oluşumuna yardımcı olur, bu nedenle kadınlarda daha sık görülür. Safra taşlarının yüzde 80’nin herhangi bir belirtisi yoktur, bu durum genellikle, sindirim açısından yapılan bir araştırma sırasında ortaya çıkar. Taşlar, yemeklerle ilgili olarak karın ağrılarına (karaciğer koliği), kesenin enfeksiyonuna (kolesistit), bir taşın ana safra yoluna girmesiyle tıkayıp safranın iltihaplanmasına neden olabilir. O zaman teşhis oldukça zordur. (anjiyo kolit). Taşların ve komplikasyonlarının teşhisi, karın ültrasonografi ve endoskopi yoluyla safra yollarının geriye dönük kateterde meyanesinden çok yararlanmıştır.

Safra taşları çoğunlukla kesenin tümünü kapsayan ve yan organlara yayılan, gelişimi tehlikeye nadir kese kanserlerine de sebep olur. Safra yollarında da kanserler görülebilir. Bunlar batı da Doğu dan daha seyrektir, neden olarak safra yollarlının parazit hastalıkları ileri sürülmüştür. Tedavi, bunların ameliyatla çıkarılmasına ve organının yenden çalışır hale getirilebilmesine bağlıdır. Neden olduğu safra tıkanması, endoskopi yoluyla veya ameliyat sırasında karaciğer içine girerek takılan bir protezle giderilebilir.

Devamını oku