Cinsel işlev bozuklukları

Cinsel işlev bozuklukları

  • Cinsellik sırasındaki farklı anlardaki (cinsel arzunun başlaması, uyarılma, orgazm sırası) sorunlar
  • Cinselliğin doruk noktalarında ağrı hissinin çoğalması cinsel işlev bozukluğunun bir göstergesidir.
  •  Bu tür sorunlar cinsel olgunlaşmanın başlamasıyla birlikte ortaya çıkmakla birlikte cinsel hayatın ortalarında da sorun olarak meydana gelebilir.
  •  Bir takım sorunlar, cinsellik sırasında eşlere bağlı (durumsal tip) veya bağlı olmayan (yaygın tip) şekillerde ortaya çıkabilir.
  • Ayrıca bir takım cinsel bozukluğun başlamasında asal sebeplerin psikolojik etkenlere bağlı ya da psikolojik etkenlerin de rol oynadığı ama asal rol almadığı, veya bunların dışında bir tıbbi durum ya da farklı madde türü kullanımının da rol aldığı şekiller de görülebileceğini söyleyebiliriz.
  • Cinsel işlev bozuklukları teşhisi ve tanısı konulmadan önce bireyin istek, hedefler ve davranış şekillerini yönlendirebilecek dinsel ve diğer sosyokültürel zeminler dikkate alınarak doğru tanı belirlenir.

Örnek olarak bireylerde cinsellik;

  •  Sadece çocuk yapmak için kullanılacak bir ihtiyaç olarak düşünülebilir.
  • Sadece partnerin rahatlatması için tercih ediliyor olabilir
  •  Ya da belli bir yaş diliminden sonra düşünülecek bir ihtiyaç olarak bakılabilir.
Devamını oku

Karabaş Otunun Faydaları

Karabaş Otu (Lavandula stoechas): Mavi tonlarında ve menekşe renklerinde çiçekler açan ve ezildiğinde fazla hoş olmayan keskin bir koku yayan, 1 metreye kadar uzayabilen, çalı görünümü olan çok yıllık bir bitki türüdür. Karabaş otu ayrıca Yalancı Lavanta Çiçeği adıyla da anılır. Karabaş otunun içerisinde çeşitli glikozitler ve saponinlerin dışında uçucu yağ bulunur.
Karabaş Otunun Faydaları ve Tıbbi Etkileri: Karabaş otunun yatıştırıcı tesiri vardır. Ağrı ve acıları dindirici görevi vardır. Kalbi ve sinirleri kuvvetlendirme önemli role sahiptir. Mikrop öldürücü özelliği ile yaraların mikrop kapmasını önlemekte ve iyileşme sürecini hızlandırmaktadır. Uyuşukluğu giderir ve vücudu dinçleştirir. Egzama ve idrar yolu enfeksiyonlarında kullanılır ve olumlu sonuçlar alınır. Balgamı söktürücü etkisi vardır. Damar sertliğine karşı koruyucu görev sağlar. Sara gibi beyin hastalıklarında kullanılır ve oldukça faydalıdır.
Karabaş Otu Nasıl Kullanılır? İlk olarak karabaş otu, toprak üstü kısımları çiçekleri ile birlikte toplanıp kurutulur. Bu kurutulma işleminden sonra suda kaynatılır ya da su buharı damıtması yolu ile karabaş yağı elde etmek amacıylada kullanılmaktadır. Çayı içilebileceği gibi ayrıca yağı yara ve egzama gibi şikayetlerde haricen sorunlu bölgeye sürülerek uygulanır. Karabaş yağı, haricen sinekleri uzaklaştırmak için de kullanılmaktadır.

Devamını oku

Kekik Ve Faydaları

Kekik ve Faydaları

Kekik Neye Yarar - Kekik Özellikleri Nelerdir?
Kekik kullanımı sağlığımız açısından çok önemlidir. En önemli şifa kaynaklarından birisidir.
Serbest radikallere karşı etkili antioksidan etkisi bulunmaktadır.
Kanserin meydana gelmesini önleyici yapıya sahiptir.
Şifalı bitkiler: Öksürük, nezle, boğaz iltihabı, grip, bademcik iltihabında ve balgam söktürücü sorunlara iyi gelir ve iyileştirici özelliğe sahiptir.
Kekik ayrıca balgam sökücü bitkiler arasında yer almaktadır.
Üst solunum yolları iltihabında kekik çayı kullanılmaktadır. İstenirse kekik çay olarak kullanılabilir veya gargara şeklinde de kullanımı olabilmektedir.
Kekik mide, karın ve başağrılarına karşı iyileştirici özelliğe sahiptir.
Ağız kokusuna karşı gargarası yapılarak önemli ölçüde azaltır.
Kolesterol miktarını düzenleyici görevi vardır.
Şeker hastalığına karşı büyük ölçüde yararı vardır.
İdrar söktürücü özelliğe sahip olmasıyla birlikte sindirim sisteminde olumlu işler yapmaktadır.
Kekik baharat olarakta günümüzde yaygın olarak kullanılmaktadır. Yemeklere ve salatalara lezzet katmak, hazmı kolaylaştırmak için tercih edilen baharat türlerindendir

Kekik nasıl kullanılır ?

Kekik çayı : İlk olarak yarım tatlı kaşığı kurutulur. Daha sonra ince kıyılmış haldeki kekik bir bardak sıcak suyla haşlanır ve üstü kapatılır ve 10 dk demlenip süzüldükten sonra ılık olarak içilebilir. Günde 2 veya 3 bardak rahatlıkla içilebilir. Kekik kesinlikle kaynatılmamalıdır. Burası önemli bir noktadır.

Kekik zararları var mıdır?

Hamile kadınlar kesinlikle kekik ve kekik yağı kullanmamalıdır.
Alerjik bünyeye sahip olanların da kekik kullanması önerilmez.
Guatrı hastalığı olanlarda bu bitkiyi kullanmamalıdırlar.

Devamını oku

Sinemaki Otu Ve Faydaları

Sinameki nedir ve sinameki otunun faydaları nelerdir?


Sinameki otu güçlü bir müshil etkiye sahip olmasıyla birlikte bilinen bir bitki türüdür. Kullanılan bölümü yaprak ve meyve kısımlarıdır. Sinameki bitkisi ilaç sektöründe de tercih edilmekte ve birçok hastalık için şifa dağıtmaktadır. Sinameki otu FDA nın tarafından onaylanılan bitkisel ilaç türlerinden birisidir.
• Özellikle sıcak bölgelerde yetişmektedir ve yüzlerce çeşidi olmasıyla birlikte genel anlamda sadece birkaç çeşidi kullanılmaktadır.
• Kabızlık sorunu yaşayanlar içinde sinameki otu tercih edilmektedir. Kabızlık için kullanılan sinameki otunun en fazla kullanılan türleri C. acutifolia ve C. angustifolia çeşitleridir.
Önemli olan bir nokta da burasıdır: Yalanci sinameki otu (Colutea arborescens) ise yaprakları müshil özelliği taşımasına rağmen tohumları zehir içermekte ve kullanımının insanlar açısından zararı olmaktadır.

Sinamekinin yararları : Kabızlık sorununa karşı kullanılan ve müshil özelliğe sahip bir bitkidir. Bağırsağın peristaltik hareketlerini artır ve böylece bağırsak tembelliğini ortadan kaldırıcı bir etkiye sahip olur.

Sinameki Otu Nasıl Kullanılılır?

Sinameki kullanımı : 3 gr sinameki yaprağı soğuk suda birkaç saat bekletilir. Suda bekletilen yapraklar daha sonra içilir.

Ayrıca eczanelerde tablet olarak da satışı yapılmaktadır.

Kabızlık sorunu yaşayanların kısa süreli kullanımı özellikle tavsiye edilir. Ancak bir haftadan fazla kullanılması uzmanlar tarafından önerilmemektedir.

Sinamekinin içeriğinde bulunan sennozit adlı madde bulunur. Bu madde bağırsağı uyarıcı etki yapar ve böylece boşaltım sistemini harekete geçirici etkinlikler sağlar. O yüzden bu maddenin yüksek miktarda alınması sorunlara ortam hazırlayabilir.

Devamını oku

Kantaron Otu Ve Faydaları

Kantaron otu: içerdiği özel bileşimler nedediyle tıbbî bitki olarak adlandırılmaktadır.
Kantaron otunun esas özelliği ve faydaları aşağıda sıralanmaktadır:
1– Beyni sakinleştiri etkisi vardır.
2– İştahı açıcı görevi vardır.
3– Sinirsel depresyonu önlemede rol alır.
4– Yara iyileştirici özelliğine sahiptir.
5– İshali kesici etki yapar.
6– Solucan düşürmede yardımcı olmaktadır.
7– İdrar söktürür.
8– Böbrek ve Safra kesesindeki taşların düşmesinde yardımcı olur.
9– Sindirim sistemini düzenlemede görev alır.
10– Kan temizleme özeliğine sahip bir bitki türüdür.
11– Romatizmini önleyici rol sağlar.
12– Hastalık sonrası vücudun güçlenmesinde son derece yararlı bir bitkidir.
13– Çocukların özellikle gece yatak ıslatmalarında kullanılabilir.
14– Haşlanmış suyu dezenfekten olarak kullanılmaktadır.
15– İrinli yaraların çabuk iyileşmesinde görev alır.
16– Karaciğer, böbrek, mide hastalıklarında iyileştirici etkisi bulunur.
17– Bronşitlerde ve özellikle Akciğer iltihaplarına iyi gelir.
18– Soğuk algınlığında terletici etkisi ile hastaya iyi gelir.
19– Hazırlanmış tıbbî yağı, güneş ve diğer yanıklarda, kesiklerde tercih yapılır.
20– Safra söktürücü ve ağrı kesici göreve sahiptir.
21– Kansere karşı koruyucu etki sağlar. Bunlardan başka birçok alanda kantaron otu kullanılmak ve tercih edilmektedir.

KULLANMA ŞEKLİ
Taze kurutulmuş kantaron otu toplanır. İlk olarak Kantaron otunun çiçeğini ezdikten sonra 1–1.5 litre suya bir yemek kaşığı atılır. Daha sonra ise hafif ateşte 10–15 dakika kaynatıp, gün içerisinde çay, su yerine içilir veya ezilen bitkiyi 3 katı bal ile karıştırılır. Bu işlemlerden sonra günde sabah, öğlen ve akşam öğünlerinde tok karına yenilir.

Devamını oku

Isırgan Otu Ve Faydaları

ISIRGAN OTU: Daha çok duvar dipleri ve yol kenarlarında kendiliğinden yetişen bir bitki olup, üzerinde yakıcı tüyler bulunan bir çeşit bitki türüdür.
Isırgan Otunun Faydaları: Mafsal ağrılara ve romatizmaya iyi gelir. Kansere karşı koruyucu etkisi vardır. Egzama ve çıbanlara karşı olumlu sonuç sağlar. İştah açıcı özelliği vardır. İdrarı artırır ve de kanı temizlemede görev üstlenir. Zararlı maddeleri vücuttan uzaklaştırır. Göğsü, böbreği ve karaciğeri temizlemede önemli role sahiptir. Boğaz ağrılarına iyi gelir. Aybaşı halini düzenleyici görev yapar. Burun kanamasını keser ve önler. Böbrek kumlarını dökmeye yardımcı olur. Balgam söktürücü etkisi vardır.
Isırgan Otu Nasıl Kullanılır? Isırgan otunun gövdesi, yaprakları, tohumları ve kökü kullanılır. Isırganın yemeği yapılarak kullanılabilmektedir. Isırgan otunun saçlara çok faydası vardır. Isırganın kökü kaynatılır. Bu su ile saçlar yıkanırsa ısırgan: saç dökülmesine, kepeğe ve yağlı saçlara iyi gelir. Mantar zehirlenmeleri sonrası ısırgan otu kaynatılıp içilirse bu zehirlenmeye karşı faydası görülür. Romatizma olan yere çarpılırsa ağrıları önemli ölçüde azaltmaktadır.

Devamını oku

FLOR

FLOR

Florun Önemi ve Görevleri
İnsan vücudunda az miktarda bulunur. Kemik ve dilerin yapısında yer alır. Kemik ve dişlerdeki kalsiyum ile bağlanarak diş çürümelerini önler, kemikleri güçlendirir.

Flor Kaynakları

Başta su ve çay olmak üzere deniz ürünleri özellikle de kılçığıyla yenen küçük balıklar zengin flor kaynaklarındandır. Florun yetersiz olduğu bölgelerde, toplum sağlığı ve ekonomik yönden en uygun yolun suya flor eklemek odluğu anlaşılmış ve uygulanmıştır.

Florun Yetersizlik Belirtileri

Florun en önemli kaynağı sudur. İçme suyundaki flor miktarı 1 litrede 1 md`dan daha düçük olursa toplumu oluşturan bireyler diş çürükleri çok artmaktadır. 1 litre sudaki flor miktarı 7mg`den çok olursa da dişlerde sarımsı-kahverengi lekeler oluşturmaktadır. 20 mg`da fazla olması dişlerde yumuşama ve dökülmelere, kemiklerde de ağrılarayol açmaktadır.

Devamını oku

GÜNLÜK KARBONHİDRAT İHTİYACI

GÜNLÜK KARBONHİDRAT İHTİYACI

Günlük alınan karbonhidrat miktarı çok az olduğu zaman, vücudumuzun ihtiyacı olan enerji proteinlerden ve yağlardan sağlanmaktadır. Bunun sonucunda üreme ve ketozis tablosu ortaya çıkmaktadır. Geleneksel yemek tarzımızda bol karbonhidrat içeren besinler bulunmaktadır. Buğday, pirinç, kuru baklagiller, meyve ve sebzeler, patates, şeker, hamur işleri vb. besinlerini içeriklerinin büyük bir bölümünü karbonhidratlar oluşturmaktadırlar. Bunun için karbonhidratların eksikliğine pek rastlanmamaktadır.

Bireyin günlük enerji ihtiyacının %55-60`ını karbonhidratlardan alması tavsiye edilmektedir. Orta aktiviteli bir işte çalışan bireyin günlük enerji ihtiyacı ortalama 2000 kcal`dır. Günlük alınması gereken karbonhidrat miktarını hesap edecek olursak:

1 gram karbonhidrat 4 kcal vermektedir.
(2000 * 55 / 100 ) / 4  = 275 g
(2000 * 60 / 100 ) / 4  = 300 g
Buna göre bireyin günde 275-300 g karbonhidrat alması gerekmektedir.

Devamını oku

Şeker Hastalığı

Şeker Hastalığı

Normalde açlık kan şekeri 70-90 mg / dl`dir. Yaş ilerledikçe 100-120 mg/dl`de normal kabul edilebilir. 120 mg/dl`nin üzerine çıkarsa buna hiperglisemi, 70 mg/dl`nin altına inerse de hipoglisemi adı verilir.

Hastalığın Önemli Belirtileri:
•    Hiperglisemi olduğu için fazla yemek yeme
•    İdrarla çok su kaybettiği için fazla su içme
•    Çok miktarda ve sık idrara çıkma
•    İdrarda şeker çıkması
•    Vücut glikozdan yararlanamadığı için çok yemek yemeye rağmen kilo kaybı,
•    Çok su kaybından dolayı ağız kuruluğı

Ayrıca bu önemli 6 belirtinin yanında, yara iyileşmesinde gecikme, deride kaşıntı, bulanık görme,baş ağrısı ve halsizlik, erkeklerde de iktidarsızlık görülebilmektedir…

Devamını oku

Kalsiyum ve Fosforun Önemi Ve Görevleri

KALSİYUM VE FOSFORUN ÖNEMİ VE GÖREVLERİ

Kalsiyum vücudumuzda en fazla bulunan mineraldir. Vücudumuzdaki kalsiyumun çoğu fosforla birleşik durumda olduğundan fosforla birlikte ele alınmıştır.
Vücudumuzun bütün hücrelerinde görev alan kalsiyumun %99`u, fosforun da %90`ı kemik ve dişlerde bulunur. Geri kalanı ise vücut sıvıları ile hücrelerde bulunmaktadır.

Kalsiyum ve fosfor, kemik, diş yapımı ve korunmasında, sinir sisteminin çalışmasında, kalp kası da dahil kasların kasılmasında, kanın pıhtılaşmasında önemli rol oynar. Ayrıca vücut sıvılarında bulunan kalsiyum ve fosfor, hücre içi ve dışı sıvılarının asit-baz dengesini de sağlamaktadır. Fosfor, DNA ve enzimlerin bir parçası olarak da görev yapmaktadır.

Yapılan araştırmalar sonucu, kalsiyumun kan basıncını düşürdüğü ve bağırsaktaki kansere neden olan safra asitlerini bağlayarak bağırsak kanseri riskini azalttığını göstermiştir.
Ayrıca kadınların mensturasyon sırasındaki kramp, bel ağrısı, şişkinlik ve sinirlilik gibi şikayetlerini de azalttığı belirlenmiştir.

Devamını oku