ALERJİK HASTALIKLARINDA BESLENME
ALERJİK HASTALIKLARINDA BESLENME
Alerji: vücut hücrelerinin belirli maddelere karşı aşırı duyarlılık göstermesi ve değişik reaksiyonlar vermesi halidir.
Alerjiyi yapan maddeye Alerjen denir. Alerjen madde, vücuda, sindirim, solunum veya deri yolu ile ikinci kez girdikten sonra bu maddeye karşı organ dokularında daha önce oluşan antikor maddesi ile birleşir.
Bazen genel, bezen lokal, bazen hafif, bazen de şiddetli hastalık belirtileri; yani alerji meydana getirir. Alerjen madde sadece girdiği organ ve sistemde alerji yapmaz. Diğer sistemlerde de alerji belirtileri ortaya çıkabilir. Örneğin, yumurta alerjisi olan bir kişide, yumurtayı yedikten sonra sindirim sisteminde, solunum sisteminde, deride alerjik görülebilir. Solunum yolu ile vücuda giren bir mantar, bir çiçek poleni astım nöbeti yapabildiği gibi sindirim sisteminde de alerjik reaksiyonlara neden olabilir.
Alerjiye neden olan en önemli etken kalıtımdır. Diğer önemli etkenler ise;
Besinler
Mevsimler
Çiçek Polenleri
Çeşitli Tozlar
Mantarlar
Besinlerdeki Renk Ve Lezzet Katan Koruyucu Maddeler
Çeşitli İlaçlar Ve Aşırı Gerginlik İle Bunalımlardır…
Devamını oku
ADÖLESAN DÖNEMİNDE BESLENME
ADÖLESAN DÖNEMİNDE BESLENME
Kızlarda ortalama 11 yaşında, erkeklerde ise ortalama 13 yaşında, büyüme ve gelişmenin hızlanmasıyla başlayan döneme ergenlik dönemi, bu yaş grubundaki kız erkeklere adölesan denir.
Hızlı büyüme, gelişme ve olgunlaşma süreçleriyle çocukluktan yetişkinliğe geçiş dönemidir. Bu dönemdeki hızlı büyüme, besinlere olan ihtiyacı artırır. Ergen, bu dönemde kazandığı yanlış beslenme alışkanlıklarını hayatı boyunda sürdürerek kendisinin ve ileride çocuklarının sağlığını olumsuz yönde etkileyebilir.
Kemik dokusunun hızlı artışı, başta kalsiyum olmak üzere protein, vitamin ve mineral ihtiyacını artırır. Ayrıca fiziksel aktiviteleri büyümenin yanında enerji ihtiyacını artıran diğer bir faktördür. Kızların bu dönemde adet kanamalarının olması demir ihtiyacını da artırmaktadır.
Ergenlik döneminde beslenmenin temel ilkesi, diğer yaş gruplarında da olduğu gibi her besin grubundan yeterli miktarda almaktır. Ayrıca artan protein, vitamin ve mineral ihtiyacını da karşılamaktır. Ergenlerin enerji ihtiyacı cinsiyete, vücut ağırlığına ve fiziksel aktivitesine göre ayarlanır. Bu ayarlama, yağ, şeker ve tahıl grubundan azaltma veya artırma şeklinde yapılır. Kızların enerji ihtiyacı erkeklerden biraz daha azdır.
Ergen günde en az 3 öğün yemek yemelidir. Yapılan araştırmalar ve bizim okuldaki gözlemlerimiz, öğrencilerin büyük bölümümün kahvaltı yapmadan okula geldiklerini göstermektedir. Öğrenciler simit veya poğaça alarak bu öğünü geçiştirmekte ya da öğleye kadar aç durmaktadır. Parası olanlar bisküvi, kek vb. fazla enerji içeren ürünleri almaktadır. Oysa diğer öğünlerde de olduğu gibi kahvaltıda da dört temel besin grubundan alınmalıdır. Bu dönemde çok önemli olan kalsiyumun hemen hemen yarısı kahvaltıda alınmaktadır. Ergenlik döneminde kalsiyum yeterince alınmaması yaşlılıkta çeşitli kemik hastalıklarına yol açmaktadır.
Devamını oku
A VİTAMİNİ KAYNAKLARI & İHTİYACI
A vitaminin başlıca kaynağı depo edildiği organ olan karaciğerdir. Hayvansal kaynaklı besinler, yumurta sarısı, süt, balık yağı ve diğer yağlar A vitamininden zengin besinlerdir.
A vitaminin ön maddesi olan karotenin en iyi kaynağı bitkisel besinler olup havuç ve diğer yeşil-sarı sebze ve meyvelerdir. Ispanak, kayısı, şeftali, patates, domates, kabak gibi… A vitamini ve karotenin bağırsaklardan emilebilmesi için safraya ve yağa ihtiyaç vardır. Bunun için salataya ve sebze yemeklerine bir miktar yağ eklenmelidir.
A Vitamini İhtiyacı
Günlük A vitamini ihtiyacı 3500-5000 I.U`dur. Farklı bir birim ile günlük ihtiyaç 600 mcg`dir. Gebe ve emzikli kadınlarda, çocuklarda ve hastalık durumlarında ihtiyaç biraz daha artmaktadır.
A Vitamini Yetersizlik Belirtileri
Gözde, A vitamini yetersizliğinde, ışık değişiminde görme bozulur. Buna gece körlüğü veya halk arasında bilinen adıyla tavuk karası denir. Yetersizlik devam ederse körlüğe neden olur. Gözün korneasında kuruluk, ülserasyon, tamamen veya kısmen görme kaybı olur.
Epitel hücrelerdeki eksikliği, deride, sindirim ve solunum sistemlerinde ve idrar yolarında kuruma ve pullanma şeklinde görülür. Ağız yaraları ortaya çıkar. Kemik ve diş gelişimi bozulur. Dişlerde çürümeler görülebilir. Bağışıklık sistemi zayıflayarak enfeksiyonlara karşı direnç azalır.
Devamını oku